En Çok Okunanlar, Gündem, Umut Yazıları

Editörden| Kontrgerilla iktidarını yıkmak için Gezi ruhuyla alanlara

Devrimcilerin uzun yıllardır dile getirdiği bir hakikat artık AKP-MHP’nin faşist yöneticileri tarafından ilk elden kabul ediliyor. Ülke uzun zamandır kontrgerilla eliyle yönetilen bir kontrgerilla cumhuriyetidir. Faşist katil Sedat Peker’in yayınladığı videolardaki iddialara yanıt veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Organize suç örgütleri, gayrinizami harbin en önemli aparatlarından bir tanesidir” sözleriyle ülkenin temel olarak “gayri nizami harp” çerçevesinde örgütlenmiş bir kontrgerilla cumhuriyeti olduğunu ifade etti.


Kontrgerilla rejiminin “gayri nizami harp” uygulamalarından birinin Kıbrıs’a ve Kıbrıs’ta 1996’da yaşanan, halkların tek devlet çatısı altında özgür ve eşit yaşamını savunan gazeteci-yazar Kutlu Adalı cinayetine uzandığı Peker’in ifşaatlarıyla belgelenmiş oldu. Cinayetin sorumlusu eli kanlı faşist Korkut Eken, Kıbrıs’a neden bir devlet görevlisiyle değil bir mafya lideri olan Atilla Peker’le birlikte gittiği sorusuna verdiği yanıtta, “Orada PKK ile bir çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre devlet görevlisi yerine ‘eleman’ kullanılıyordu” yanıtını verdi.


“O günkü devlet stratejisi” esas olarak kontrgerilla cumhuriyetinin sürekli stratejisidir. Kontrgerilla cumhuriyetinde devlet mafyalaşmış, mafya devletleşmiştir. Hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi burjuva liberal palavralarla gizlenmeye çalışan hakikat açıktır. Sömürü, soygun, zulüm ve halkların bastırılması temellerine dayalı kontrgerilla cumhuriyetinde tüm kuvvetler “gayri nizami harp” çerçevesine bağlı olarak dizilmiştir.


Kontrgerilla cumhuriyetini halkların eşit ve özgür yaşayacağı bir demokratik halk iktidarına dönüştürmenin temel yöntem ve araçları en yetkili ağızlardan ifade edilen gerçeklerle bir kez daha açıklığa kavuşmuştur. Kontrgerilla cumhuriyeti ancak ve sadece tüm mücadele araç ve yöntemlerini bir orkestra şefi titizliğiyle ahenkli kullanabilen devrimci öznenin devrimci savaşı yükseltmesiyle yıkılabilir.


Gezi isyanının yıldönümüne ilerlerken Taksim Camii’nin açılış töreninde konuşan kontrgerilla cumhuriyetinin başkanı Tayyip Erdoğan, Gezi isyanının yüreklerine nasıl bir korku saldığını bir kez daha ifade etti. Gezi isyanı tüm egemenlerin yüreğine derin bir korku saldı çünkü Gezi isyanı kontrgerilla cumhuriyetinin nasıl yıkılacağının belirginleştiği görüntülerle doluydu. Devletin baskı aygıtlarının halkın bitimsiz enerjisi karşısındaki çaresizliği açık biçimde gözler önüne serilmişti. Kontrgerilla cumhuriyetinin direnen barikatlar karşısındaki çaresizliği zihinlere kazındı, halkın kolektif hafızasında yerini aldı ve asla silinmeyecek.


Kolombiya ABD emperyalizminin Latin Amerika’da büyük bir kontrgerilla üssüne dönüştürdüğü ülkedir. Kolombiya’da ve Latin Amerika’da gelişen devrimci halk hareketleri ve gerilla savaşları ABD’yi bu üssü kurmaya zorlamıştır. Kolombiya zaman içinde ABD’nin tüm bölgeye ihraç ettiği kontrgerilla yöntem ve araçlarının merkezi konumuna gelmiştir.

Kolombiya halkı haftalardır sokakta kontrgerilla cumhuriyetine karşı savaşmaktadır. Halklarımızın bitimsiz enerjisi Kolombiya halkının kararlı eylemlerinde kendini en güçlü biçimlerde ortaya koymaktadır.


Ortadoğu’nun bir başka kontrgerilla cumhuriyeti işgalci İsrail’in Filistin halkına yönelik yeni saldırı süreci Filistin halkının direnişi ve direnişçi güçlerin İsrail’i vurduğu roketlerle püskürtüldü. Filistin halkı saldırı sürecinde dünya halklarının destek halesiyle kuşatıldı. Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya’ya milyonlar Filistin halkının direnişini selamlamak, İsrail’in alçakça katliamlarını lanetlemek için alanları doldurdu. Filistin halkının direniş iradesi dünya halklarının dev enerjisini açığa çıkardı.


Latin Amerika ve Ortadoğu’nun en iyi bilinen kontrgerilla cumhuriyetlerinde ortaya çıkan halkların direniş çizgisi aynı zamanda dünyayı sarsacak yeni kuşak devrimlerin ağırlık merkezlerine işaret ediyor. Buraların kontrgerilla cumhuriyetlerine dönüştürülmesi zaten devrim yüklü coğrafyalar olmalarından kaynaklanmıştı, halka yönelik tüm zulmün ve büyük katliamların temel hedefi devrimci gelişmenin önünü kesmekti. Açık olarak görülüyor ki, bu imkansızdır, sömürü ve zulüm halkların enerjisini üreten temel kaynaklardır ve bunlar var olduğu müddetçe halkların devrimci enerjisi her koşulda kaçınılmaz olarak açığa çıkacaktır.
Halkların devrimci enerjisi, devrimci öncünün iradesinin cisimleşmesi olacak yaratıcı eylemle açığa çıkarılabilir. Bu temel gerçek günümüzde geçmişe oranla daha fazla belirginleşmiştir.

Marks’tan beri devrimlerin büyük tarihsel kopuşlardan çıkagelen bir nesnelliğin ürünü olduğu bilinir ancak Lenin’den beri, bu nesnelliğe iradi müdahalede bulunacak devrimci özne olmadan devrimin gerçekleşemeyeceği de iyi bilinmektedir. Devrim yüklü coğrafyalarda yaşananlar, yeni büyük tarihsel kopuşların çıkagelmekte olduğunun en canlı işaretleridir. Bu nedenle, devrimin öncüsünün iradesinin cisimleşmesi olarak yaratıcı eylem yaşamsal önem kazanmıştır.
Peker’in ifşaatları zaten sallanmakta olan AKP-MHP blokunu sert bir biçimde sarsmaktadır. AKP içinden gelmeye başlayan muhalif sesler, AKP’nin merkezinde bulunduğu “tarihsel blokun” dağılmakta olduğunun işaretleridir. Taksim Camii’nin açılışında meydanda toplanan kitlenin beklenenin çok altında kalması AKP’nin yaşadığı zayıflamanın güçlü bir göstergesidir. AKP’nin yaşadığı zayıflamanın asli nedeni salgın koşullarında dayanılmaz boyutlar kazanan işsizlik, pahalılık ve yoksulluktur. Peker ifşaatları AKP’nin yaşadığı gerilemenin nedeni değil sonucudur.


AKP-MHP bloku için yolun sonu görünmektedir ancak ellerini ovuşturmakta ve sıranın kendine gelmekte olduğunu düşünen düzen muhalefeti üzerinden oluşturulacak yeni bir siyasal blok emekçiler ve Kürt halkı açısından hiçbir şey vaat etmemektedir ve edemez. Düzen muhalefeti, halkın birikmiş öfke ve enerjisini açığa çıkarmayacak tersine bunu emerek düzen kanalları içine akıtacaktır. Köşesinde sessizce bekleyerek sıranın kendisine bekleyen düzen muhalefetinin bir nebze olsun hareketlenmesini sağlayacak olan bile halk muhalefetinin kendini eylemli olarak ifade etmesidir.


AKP-MHP şeflerinin ifşaatlar karşısındaki temel tutumu şiddet tehdidini yükseltmek olmuştur. Gezi barikatlarını gücünü bu bağlamda anımsamak gerekir. Bugün Türkiye’de halkın yaşam koşulları Gezi öncesi günlere göre çok daha ağırlaşmış, huzursuzluk ve memnuniyetsizlik artmıştır. Bugün Gezi günlerini dışarıdan izlemiş ancak son yıllarda memnuniyetsizliği artmış geniş bir kitle vardır. Gezi’nin zemini genişlemiş ve güçlenmiştir.
Sözünü ettiğimiz unsur sadece Türkiye’ye özgü değildir. Tüm dünyada emekçilere karşı açılan savaşın adı olan “salgın” sınıf mücadelesinin zeminini genişletmekte ve güçlendirmektedir. Peker’in ifşaatları, Türkiye’de yeni bir devrimci canlanmanın önünü açacak halk eylemlerine çok uygun bir zemin sunmaktadır. Kontrgerilla cumhuriyetinin şeflerinden hukuk dilenerek değil, kontrgerilladan ve şeflerinden hesap sorarak, tüm suçluları cezalandıracağımızı dile getirerek, Gezi ruhuyla alanları doldurarak açılacak yeni bir sürecin koşulları olgunlaşmıştır.


Berkinlerin, Ethemlerin, Abdullahların tüm Gezi şehitlerinin katili kontrgerilla cumhuriyetidir. Rojava’da şehit düşen yoldaşlarımızın katili de aynı kontrgerilla cumhuriyetidir. Suriye’de sahaya sürülen cihatçı çeteler “gayri nizami harp” stratejisinin oradaki organik unsurlarıydı. Gezi şehitlerinin, şehit yoldaşlarımızın akan kanının hesabını sormak için, kontrgerilla cumhuriyetini hak ettiği yere tarihin çöplüğüne göndermek için, emekçilerin demokratik halk iktidarını kurmak için bu süreçte sokağa çıkmak, büyük önem kazanmıştır. Bu nedenle diyoruz ki: Gezi ruhuyla alanlara!

Paylaşın