Kadın - LGBTİ+

Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren: “Pandemi kadınlar için yoğun şiddet ortamı oluşturdu”

Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren HDK Kadın Konferansı’nda konuştu. Konuşmasında Pandemiyle ve hükümetin geliştirdiği politikalarla kadınların daha fazla şiddete, sömürüye, tacize, yoksulluğa mahkum bırakıldığını vurguladı.

Yapılan konuşmanın tamamı:

“Hum bı her hatın, Ser sera, ser çave hatın.

Divanı, katılımcıları ve zindanlarda direnen binlerce kadın yoldaşımı  ve direnirken ölümsüzleşen kadınları selamlıyorum. 2019 yılından beri  pandemi süreci içindeyiz. Bu süreç, özellikle kadınlar için yoğun bir şiddet ortamı (ev içi erkek şiddeti, devlet şiddeti, ekonomik şiddetin getirdiği yoksullaşma) oluşturdu. 

Öyle ki pandeminin başladığını tarihten bu güne birçok kadın evlere hapsedildi. O evlerin içerisinde: tacize, tecavüze maruz bırakıldı. Birçok kadın işinden edildi, ekonomik olarak erkeğe ve aileye mahkum bırakıldı. Belki de en büyük şiddeti psikolojik olarak yaşadı kadınlar.

Tüm bunlara rağmen daha geçtiğimiz günlerde göreve getirilen Aile ve Sosyal Hizmetler bakanı Derya Yanık, bir önceki dönem bakanını aratmayacak söylemlerde bulundu: “ Pandemi sürecinde ev içinde yaşanan kadına yönelik şiddetteki artış tolere edilebilir düzeydedir” dedi.  Ancak biz biliyoruz ki; kadına yönelik şiddetin hiçbir türlüsü tolere edilemez.

Tolere edilebilir denilen bu şiddet her gün onlarca, yüzlerce kadını ekonomik, psikolojik, fiziksel olarak vuruyor. Bakanın bu açıklamalarının neyi destekler nitelikte olduğunu elbette ki biliyoruz. Erkek-devlet bundan 10 sene önce zorunda kaldığı için imzaladığı, kadını, çocuğu ve LGBTİ+ları korumakla yükümlü  olduğu uluslararası sözleşmeyi feshetmeyi, aylardır gündemde tutuyor.

Kadınlar, 20 Mart tarihinde  Newroz sabahına uyanacakken, erkek-devletin cumhurbaşkanının, bir gece yarısı verdiği fezleke ile güne uyandı. O tarihten beri de, öncesinde de olduğu gibi kadına, çocuğa, LGBTİ+lara karşı suç işlemiş birçok faili, serbest bıraktı.

Avukatlara cezaevlerinden, “İstanbul Sözleşmesi kaldırıldığına göre; benim taciz dosyam, benim kadın katlettiğim dosyam, benim çocuk istismarı ettiğim dosyam, benim LGBTİ+ların vücuduna kezzap attığım dosyam kapanır mı?” soruları yağdı. İnanılır gibi değil.

Elbette ki kadınlar sözlerini; gerek birleşik mücadele alanlarında, gerek sokaklarda, gerek meydanlarda, gerek işgal ettiği binalarda ve gerekse yargılandıkları mahkeme salonlarında  söylemeye devam etti. 1 Temmuz’a kadar olan süreçte ve ondan sonrasında da söylemeye devam edecek.

Her ne kadar pandemi öncesinde de: kadın yoksulluğu, ücret eşitsizliği,  eşit işe daha düşük ücret

var olduysa da, pandemi sürecinde kadınların, daha da yoksullaştığı gözler önündeki bir gerçek.

Patronlar, ucuz emek gücü olarak gördüğü kadınları,bu süreçte artan genel işsizlikle beraber, işyerlerinden daha çok uzaklaştırmaya  başladı. İstatistiksel olarak kadın işsizliği yüzde 40 artmış durumda.

Erkek-devlet, patronlar için her zaman bir açık kapı bırakıyor. Pandemi sürecinde işten çıkarmaların yasak olmasına rağmen kadınlar onur kırıcı ifadelerle, kod 29, kod 43 ile işlerinden edildiler. İşyerindeki tacize, mobinge, hakarete sessiz kalmayan kadınlar, bu kodlarla, asılsız iddialarla kovuldular. SML Etiket, Migros, PTT-Sen, Sinbo işçisi kadınlar, talep ettikleri haklarla beraber işlerine geri dönmek için, patronları da teşhir eden bir yerden direniş alanları oluşturdular.

Öte yandan ne yazık ki, böylesini göz önünde görmediğimiz, ancak büyük bir emek sömürüsüne maruz bırakılan: Türkiye ve Kürdistan’daki tarım işçisi kadınlar, mevsimlik kadın işçiler, ev emekçisi kadınlar, mülteci ve göçmen kadınlar var.

Bunların birçoğu güvencesiz sağlık koşullarından uzak, kayıt dışı çalışıyorlar. Özellikle mülteci ve göçmen kadınların büyük bir çoğunluğu sınır dışı edilme çekincesi ile patronların her türlü hak gaspına sessiz kalmak zorunda bırakılıyor. Bu kadınlar, en gözler önündeki erkekler tarafından katledildiklerinde dahi erkeklerin itibarları uğruna dosyaları kapatılıyor.

Buradan bir kez daha sormakta yarar var: Nadira ve Yeldana’ya ne oldu? Tolga Ağar ve Şirin Ünal neden yargılanmıyor?

Paylaşın